ŞAH VE PİYONLARI

 

Adilcevazhaber’in kıymetli okurları,

Yazıma, güzel ülkemizin birçok alanda saklı bir bahçesi olan şirin ilçemizin gelişip büyümesine katkı sağlama çabasında olan herkese ve her kuruma şükranla bakan bir birey olarak; Adilcevazhaber ekibine, bu konuda takdire şayan çabalarından dolayı teşekkür ederek başlamak istiyorum.

Bu ilçenin ekmeğini yiyip suyunu içerek eli ekmek tutar hale gelen herkes üzerine düşeni yapsa ilçemizin daha güzel yerlere geleceğine inanıyorum. Bizler de bu inançtan hareketle kendi alanımızda naçizane çabalarımızla hizmet etmeye gayret ediyoruz.

Malumunuz globalleşen yeni dünya düzeninde her alanda insanlar güç elde etmek için amaca giden her aracı mubah sayarak türlü türlü oyunlar oynamaktadırlar. Tarımsal üretimin de güç elde etmenin önemli bir yolu olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu alanda da bu tür oyunların âlâsı görülmektedir. Ülkemiz tarımsal alanda önemli bir yere sahiptir. Sadece sebze üretimi açısından baktığımızda; dünya sebze üretimi FAO verilerine göre 950 milyon tondur ve bunun 30 milyon tonunu ülkemiz üretmekte olup bu üretimle 4. sırada yer almaktadır. Bu üretimin 10 milyon tonu domates, 3.8 milyon tonu karpuz ve 2 milyon tonu kavun oluşturmakta ve bu üç alanda da ülkemiz üretimde 2. sırada yer almaktadır. Böyle önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen son yıllarda atağa geçen birkaç firmayı saymazsak maalesef tohum üretiminde neredeyse dışa bağımlı  (138 tür meyve ve sebzenin 110 türünün gen merkezi olmamıza rağmen, bu duruma nasıl geldik oda ayrı bir tartışma konusu) bir haldeyiz. Bu durumumuz dünya devi firmaların (tohum, ilaç ve gübre) iştahını kabartmakta ve bu potansiyelden dolayı büyük firmalar birbirileriyle yarışmaktadırlar.

Bu dev firmalar satranç sistemiyle çalışırlar, kendileri şah konumundadırlar ve yerlerinden kıpırdamazlar. Yanlarına bir vezir alırlar ve içimize salarlar. Vezir, adı Türkçe olan bir firma kurar hem de kale gibi sağlam bir firma. Bu firmaya bağlı filler ve atlar vardır, bunları da biraz yemleyerek bunlara sınırlı hareket alanları verirler ve bölgesel çalıştırırlar. Resmi biraz daha küçültüp yöresel baktığımızda karşımıza şahın piyonları çıkar. Bunlar neye, niçin hizmet ettiğini bilmezler ve alanı boş gördükleri sürece zarar göreceklerini ve kullanılacaklarını bilmeden ilerlerler. Resmi daraltıp ilçemiz bazında baktığımızda önleri açık olduğundan bu piyonların rahat hareket ettiğini görmekteyiz. Neden önleri açık sorusuna cevap verecek olursak; ilçemizde hatırı sayılır bir sebzecilik yapılmasına rağmen bu üretimle ilgili bir birlik yok, yöresel üretimle ilgili alan çalışmasını yapan bir kurum yok, ilaç gübre kullanımı ile ilgili bir kontrol mekanizması yok, çiftçileri bilgilendiren üretim ve pazarlama bilgisi veren bir birim yok. Bunlar olmadığı için bu piyonlar çok rahat çalışmaktadırlar. Aslında bu piyonlar bilmeden hizmet ederler. Bedava verilen bir bidon gübre, bir paket tohum, bir top hortum uğrunu bilinçsizce övdükçe överler. Mart ayında kahvehane ortamında başlarlar çiftçilerin kafasını karıştırmaya. Aslında hiç ekmediği bir çeşit için, “ geçen yıl şu tohumu, şu kadar ektim; şu kadar zarar ettim; aman ekmeyin” ya da “şu kadar ektim, şu kadar kazandım; bunu ekin.” diyerek zaten kafası yeterince karışık olan, bu alanda profesyonel hiçbir destek almayan çiftçilerin kafasını biraz daha karıştırırlar.  Herhangi bir engel bulamadıkları için öküzü bile doğurturlar ve maalesef çiftçilerimizi neredeyse buna bile inandırırlar. Sonra üretim periyodunda bir başka piyon grubuyla karşılaşır çiftçimiz. Onlar da çevre illerden çalışmak için gelen işçilerin içine bilinçli yerleştirilen piyonlardır, Ahmet’in tarlasına çalışmaya giderken; “Mehmet’in tarlasında dün çalıştım adamda bir domates var seninki yanında 5 kuruş etmez, bizim oradan bir ilaç getirmiş  bir de gübre kullanıyor domatesi mükemmel olmuş.” der ve zaten birbirleriyle bilgi paylaşımı olmayan en iyisi ben olayım çabası içinde olan çiftçimizi rahatlıkla etkiler. Ertesi gün Ahmet amca Mehmet amcanın tarlasındaki ilaç ve gübreyi sırtlayarak tarlasına doğru yola koyulur. Bir de hasat zamanı yani bu günlerde ortaya çıkan piyonlar vardır. Bu grup piyonlar da çiftçimizin emeğinin karşılığını almasını istemez, spekülatif bilgiler vererek çiftçimizin mahsulünü uygun fiyata satmasını engeller. Onlar da; “falan ilde domates 1.5 lira, ben tarlada 1 liraya sattım aşağısına vermeyin” (oysa kendi 40 kuruşa satar) diyerek zaten pazarla ilgili hiçbir bilgisi olmayan çiftçimizin kafasını iyice karıştırır.

Acı ama gerçek resim bu. Oysa hep beraber elimizi taşın altına koysak, herkes üzerine düşeni yapsa ve pes etmese bu resim kolaylıkla değişebilir. 2006 yılından itibaren ilçemizde birçok çalışma yaptık ve yapıyoruz, çeşit adaptasyonundan tutun ekolojiye uygun beslenme ve çeşit ıslahına varıncaya kadar çalışmalar yapıyoruz. İlçe ekolojisine uygun pazar değeri yüksek tamamı yerli birçok sebze çeşidinin uygunluğunu gördük ancak maalesef piyonlarla savaşımız yüzünden bunu birkaç çiftçimiz hariç ilçeye oturtamadık. Bu alanla ilgili ilçemizde çalışan herkese seslenme ihtiyacı duydum; lütfen herkes elini taşın altına koysun, ilgili herkes üzerine düşeni yapsın, çiftçilerimiz bilinçlendirilsin, örgütsel hareket etmeleri sağlansın, etkin çalışacak birlik ve kooperatifler kurulsun, tarlasında sorun gören çiftçi bitkiyi kökünden söküp ehli olmayan birine gidip medet umuyorsa ve o biri de hastalığa karşı çiftçiye gübre satıyorsa yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir.

Gelin, çerçeveye tümden bakın, gelin şu piyonlarla savaşın; siz piyonları yeninki biz ŞAH’ı MAT edelim.

 

Fuat ESER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here